• Aziz Mahmut Hüdayi Mah. Gülfem Sk. No 22 Üsküdar / İSTANBUL
  • (0216) 532 00 42
  • iletisim@gencdernegi.org

Fatih Andı; Âkif Kürsü Adamı Değil Meydan Adamıdır!

 21 Mart Cuma günü Genç Akademi`de Prof. Dr. Fatih Andı ile "Çanakkale Savaşları ve Mehmet Akif Ersoy" üzerine çok faydalı bir söyleşi gerçekleştirdik.

 
Yaklaşık bir buçuk saat süren söyleşimizden kalan notlar şöyle:
 
- Mehmet Akif’i resmi ideoloji bize hep tek yoluyla anlattı: İstiklal Marşı’nın şairi Mehmet Akif. “Bunu bil arkadaş, gerisini öğrenme” demek istedi. O yüzden Akif’i bir yönüyle anlatırsak vebali olur kanaatindeyim.
 
- Akif’i yad etmemizden maksat bir ölüsevicilik değildir. Bizim toplumumuz maalesef ölüseviciliği çok seviyor. Tarihe böyle yaklaşmamalıyız. Bir insan sırf geçmişte yaşadı diye kıymetli değildir. Geçmişe kapanırsak geçmiş bizim için bir hapishaneye dönüşür.
 
- Ya tarihe gitmeliyiz ya da tarihi bugüne taşımalıyız. İdeal olan ‘tarihi bugüne taşımak’tır.
 
- Tarihteki zat bugünkü ‘bakış açımız’ için bir ‘bakış aşısı’ oluyorsa onu anlamamız gerekir. Tarihe karşı kıymet hükmümüzün kıstası bu olmalıdır.
 
- Çanakkale Savaşı yeryüzündeki savaşlardan başka bir savaştır. Çanakkale’nin toplumsal bir kodu vardır.
 
- Akif gibi toplumsal değer olan şahsiyetler kendiliğinden benimsenmişlerdir. Önemli olmak başkadır, değerli olmak başka. Bu değerler toplumun temessül etmiş hâlidir. Yani değerli şahsiyetler toplumun temessül etmiş hâlleridir. - Akif’in toplumsal değer olduğunun kanıtı toplumunun her kesiminin kabulünü kazanmış olmasıdır.
 
- Akif dil üzerinde de donanım sahibi bir insandı. Tarihi bir kayıt Akif’in zamanında Arapça’yı en iyi bilen üç kişiden biri olduğunu söyler. Rejimin art niyetlerle Kuran meali yaptırmak isterken Akif’e gitmesi Akif’in Arapça bilgisinin kanıtıdır.
 
- Akif, Arapça’nın yanında Farsça ve Fransızca’ya da hakimdi. Bu üç dili iyi derecede bilen Akif Türkçe’de de en güzel şiirleri kaleme almıştır.
 
- Akif dil âlimi olduğu kadar din âlimidir de. Camilerde Cuma vaazları veren bir zattır. Ayet tefsirleri yapmıştır ve tefsir âlimleri kadar bu ilme hakimdir.
 
- Siz Akif kadar mabedin içine girmiş bir başka şair tanıyor musunuz? Mabede girmek zordur. Çünkü orası bir toplumun en mahrem yeridir. Mabede giren şair büyük şairdir.
 
- Akif’in çıkardığı Sebilü’r-reşad dergisi bugün bile dergilerin hayal edemediği tirajlara ulaşmıştır. Bu dergi cihan devletinin dergisidir. Java, Mısır, Kırım ve diğer İslam beldelerindeki Müslümanların dertlerini taşıyan bir dergidir.
 
-Akif aynı zamanda bir siyasetçidir, milletvekilidir, milli mücadelenin en önemli isimlerindendir. İstiklal harbinin başarıya ulaşması için Anadolu’yu karış karış gezmiştir; fakat bu gayretlerinin karşılığı Mısır’da sürgün hayatı yaşamak olmuştur.
 
- Akif gibi önemli şahsiyetlerin hayatları güzel senaryolarla sinemalaştırılmalıdır. Müslümanlar olarak maalesef bu alanı iyi kullanamıyoruz. Mesela ben bir yönetmen olsam Mehmet Akif’in hayatını sinemaya aktarırken İstanbul’dan Ankara’ya gidişini çekerim ve adını “Yolcu” koyarım. Bu yolculuk okunursa hakikaten ibretlik hadiseler yaşanmıştır.
 
- Sinema demişken şunu da belirtmeliyim: Sinema bir kurgudur. O yüzden Peygamber efendimizin (s. a. v.) hayatı sinemaya çekilmemelidir; çünkü böyle olursa Peygamber efendimiz (s. a. v.)’i her yönetmen kendine göre kurgulayacaktır. Bu ise zihin ve kalbimiz için zararlı olacaktır; çünkü kurgu zihne ve kalbe bir kalıbı dayatıyor. Oysa bu meselelerde zihin ve kalbimizi bir kalıba hapsetmemeliyiz. Aynı durumu Roman için de düşünebiliriz.
 
- Akif, kürsü adamı değil, meydan adamıdır. Bugünkü tabirle Akif’i “aktivist” olarak tanımlayabiliriz.
 
- Akif, aynı zamanda üniversitede profesördür. Dört buçuk yıl boyunca derslerini hiç aksatmamıştır. Disiplin sahibidir. İlkelerle hocalık yapmıştır. İttihat ve Terakki’nin üniversitenin hoca kadrosunu değiştirme isteği sonucunda çok sevdiği bir arkadaşının da hak etmediği halde üniversiteden uzaklaştırılmasıyla o da istifa etmiştir.
 
- Akif, kırk yaşında hafızlığını ikmal etmiştir.
 
- Akif spor adamıdır. Pehlivandır.
 
- İşte bu çok yönlü şahsiyetinden dolayı toplum onu bağrına basmıştır.
 
- Bizim edebiyatımızda Akif kadar çağına tanıklık etmiş bir başka şahıs yoktur.
 
- Hiçbir sosyal ilim dalında Safahat’a başvurmadan geçemezsiniz. Hatta bazı konular için en iyi kaynak Safahattir. Mesela Balkan Savaşları için en iyi tanık Safahattir.
 
- Süleyman Nazif, Akif için “Allah’ın yeryüzünde şehitleri olduğu kadar şairleri de varmış” demiştir.
 
-Akif hiçbir şiirinde yalakalık edebiyatı yapmamıştır. Birileri Neyzen Tevfik’i de aynı sebeple över. Aslı öyle değildir. Neyzen Tevfik, tek bir adama yalakalık yapmıştır. Akif, ona da yalakalık yapmadığı için sürgüne gönderilmiştir.
 
- Akif’in aynı dönemde bir de gönüldaşı vardır. O da Muhammed İkbal’dir.
 
- Fakir bir adamdır Akif. Mısır’a gittiğinde Mahir İz’e yazdığı mektuplardan birinde “nihayet bir hasır ve şilteden oluşan odamda çalışmak için bir masa bulabildik” diye yazmıştır. O kadar gariptir Akif.
 
- 19. yy.’dan itibaren bütün aydınlarımız yenilik demişlerdir. Cedid cedid cedid… Akif’in yeniliği ise yeni bir Müslüman insan inşası davasıdır. Bu sebeple Akif şiirlerinde Müslümanlara diğerlerinden daha çok saldırır; ama Müslümanlara aşı yapmak için saldırır.
 
- Akif, yaklaştıkça devleşen bir şahsiyettir. Tanıdıkça sevdiğiniz adamlar büyük adamlardır.
 
- Nurullah Ataç, İstiklal Marşı yazıldıktan sonra yazdığı bir eleştiri yazısında “bu marşta millet ve ırk kelimeleri yoktur, bu bir marş değil, bir ilahidir” diyor. Halbuki ikisi de var. İkisi de var olmasına rağmen böyle demesinin sebebi İstiklal Marşı’ndaki başka kelimelerin onda rahatsızlık meydana getirmesindendir.